Ufuk

26 Şubat 2026

Ufuğa doğru yürüyorum.

Önümde bir yol var. Sağımda ve solumda bir şeyler gelişiyor.

Yürümeye devam ediyorum, ufuğa doğru...

Sağımdaki şeyler diyor ki, buraya doğru gelmelisin. Senin için asıl doğru olan yol burada. Buraya gelmelisin.

Sağa doğru yalpalanıyorum. Gitmek istiyorum ama yolum çok güçlü. Çekmeye devam ediyor. Yürümeye devam ediyorum.

Biraz yürüdükten sonra solumdaki şeyler konuşuyor.

Buraya gel. Senin yeni ve doğru yolun burası. Buraya gelmelisin ve burada yürümeye devam etmelisin.

Ama yolum çok güçlü, beni ufuğa doğru çekmeye devam ediyor.

Yürümeye devam ediyorum. Sanki bir yere çekilsem hayatımdaki tüm denge bozulacakmış gibi hissediyorum.
Hayatım boyunca en azından adil bir insan olmaya çalıştım. Ama sağa doğru ya da sola doğru yürümem sanki bu adalet hissimi bozacak gibi hissediyorum.

O yüzden, ufuğa doğru yürüyorum ama mutsuzum. Dümdüz yürümeye çalışıyorum ama sağdan ve soldan gelen sesler bana ciddi anlamda zarar vermiş.

Hem fiziksel hem de ruhsal olarak zarar vermiş. Çünkü içselleştirmişim. Kanıyorum.

Sonra aşağı bakıyorum yolum ne diye? Yürüdüğüm yol incecik bir ipmiş. 

Üzerinde ısrarla yürüdüğüm, sağa ya da sola meyil etmediğim, beni çeken yol.

Beni düşürmek üzere tasarlanmış bir yol muymuş?

Ama düşünüyorum. Bu ince ip üzerinde yürüyorum. Ayağım yaralarla dolmuş farkında değilim. Önemsemiyorum da. 

Bir süre düşünmek için kendime izin veriyorum. Kanıyorum. Ama yürüyorum çünkü alışığım. Kanarken düşünmeye çok alışığım.

Sonunda farkediyorum. Ufuk çok güzel. Ufuk çok parlak. Ve ben ufuğa çok yakınım. Yalpalanmama da gerek yok.

Ufuğa doğru yürümeye devam ediyorum. Hala çekiştiriliyorum. Ama biliyorum ki ufuğa çok az kaldı.
 

Yorumlar